Sık Kullanılanlara Ekleyin..

İSTANBUL SATRANÇ DERNEĞİNE HOŞGELDİNİZ


 
 

KÖŞE YAZILARI


   SATRANÇ, SAĞLIK VE YAŞAMAK

19 Nisan 2010, Pazartesi

Nurettin Reis
Nurettin Reis

Değerli Satrançseverler, Sevgili Dostlarım, Meslek Arkadaşlarım,

 

Ben satranca 1992 yılında , 42 yaşındayken başladım. Beni öyle sardı ki,  zaman içinde şunu anladım:  Şayet satrancı  lise çağlarında  öğrenseydim Üniversite tahsilimi tamamlayamazdım.  Satrançda ise günümüzün şampiyonları  benle eşleştiğinde  hafif ter dökmüş olurlardı.(! )

...
 
2007 kasımında kızımın ağır rahatsızlığı üzerine dilim yabancı bir kitle tarafından esir alındı(!) Dil Kanseri...
 
Teşhisin ardından nette bir araştırma yaptım.  Bu hastalığa yakalananların üçte biri ölmüştü.

...
 
Sevgili dostum Oğuz Adnan KILIÇ'  a telefon ettim:
 
-"  Adnan ben b..u yedim. Yüzde 33 öleceğim. "


Cevap:

-"  Yaa..ne korkuyorsun. Yüzde 66 kardasın..."
-" Adnan, dedim,  % 66  ne karı? Sen benim hayatımla ticaret mi yapıyorsun? "

...
 
İlk ameliyatımın  7. gününde  İstanbul Birinciliği için hastaneden izin istedim.

Doktorlar: 

-" Mümkün değil  "dediler. 
Bana dostluğunu sunan kıymetli ve saygıdeğer doktorum Doc. Dr. Ender İNCİ (Cerrahpaşa T.F. KBB.) dedi ki:
- " Bu hastalıkla başetmek için moral şarttır.  Hastamız turnuva için izinlidir. O hayat moralini turnuvada bulacaktır. "
 
Turnuvaya sargılar,  sonda ve koltuk altı desteğim olan (!) sevgili eniştem Cengiz’le gittim.  Ameliyat ve yorgunluğun verdiği  performans düşüklüğü  derken cep telefonum çaldı ve kurallar gereği maçı kaybettim. Ertesi gün bir hafta süren bir enfeksiyona yakalanmıştım.  

...
 
2. Nüks (metastaz) de  şah damarım  by-pass yapılacaktı.  Riskli bir ameliyat. Tehlikeli. ..Doktorum bana:
-" Yüzde elli ölüm riskin var” dedi.
-" Gülerek,..Yaaa. ..” dedim. “  Madem gideceğim.. Birak da birkaç turnuva daha oynayayım.." dedim ve bir kez Almanya’ya  iki kez de Bulgaristan' a turnuvalara gittim.  Burgaz'da fenalaştım.  Ameliyata dönmek için değerli yol arkadaşım Metin HATIPOĞLU' nu yalnız bırakmak zorunda kaldım.   

...
 
2010 Ocak ayında 3. nüks geldi...Tekrar şah damarı...Namussuz yaman bir yere kafayı takmıştı(!)...
 
2 yıl icinde 4. kez narkoz alıyordum. Narkoz bana neylerdi ki... Son ameliyatın ortasında narkozdan çıktım.  Anında durum değerlendirmesi yaptım:  " Ooohhhh... Henüz ölmemişim,  yırttık yaaaaa..." diye ferahladım.

Ameliyatı doktorlarla beraber yaptık...
 
Şuurum yerindeydi fakat hareket edemiyordum. Solumda karnı omuzuma değen bir asistan vardı.   Omuzumla ona şöyle bir tıkladım:
 
-" Hasta kımıldadı.  " dedi. Ama üzerinde durmadılar.
 
Doktor dikiş iğnelerini bulamıyordu, " Nerede 7 numara, yok...6 numara... Yok... 3  Numara Yok. Ama tek taraflısı var.."
 
-" Ohhh... Gene yırttık..."  Bu arada:
 
-" Eyvah, gaz ver!,  gaz ver! "  sesleri yükseldi.
 
- " Ne gazı bu yahu? " diye tiril tiril titremeye başladım...Oksijen? Azot CO?  Hayır. Gazlı bez imiş...Neyse kanama durduruldu.
 
Doktorlarım iç motivasyonumun yüksekliğine hayran kalıyorlardı. Asistanlardan biri:
-" Bu hasta var ya bu... Bundaki moral ve motivasyon müthiş...İnanılmaz. .." diyordu.
 
Ameliyatın sonuna doğru Asisstanlardan biri Operatöre:
-" Eeee, Hocam Ameliyat çok iyi geçti. Artık tatlı  ısmarlarsın. .." dedi...Ben anlaşılmaz seslerle mırıldandım :
 
-" Tttatlııııılarrrrr benndennnnn. ." 
-" A hasta uyanmış"  Asistanlardan biri :
-" O hiç uyumadı ki...2 yıldan fazladır izliyoruz.." dedi.
 
Ameliyattan sonra Doktor ve Asistanlarla sohbet koyulaşıyor:
-" Sen çok şanslısın. İyiki  ameliyat sırasında  biz İmam'ı   çağırmadık.. ."
-" Ne demek? " dedim.
-" İmam bizim teknisyenin adıdır.  İmam, İmam, koş...Diye çağırsaydık  sen altına ederdin. " dediler.

  ...
 
Doktorum bana derdi ki:
 
-" Her hastamın moral ve motivasyonu sizinki kadar olsaydı ben hasta kaybetmezdim. "

...
 
Değerli Arkadaşlar,
 
Hayat moral ve motivasyondur. Bu hastalıkla başetmenin yolu da budur. Ben babamı, kardeşimi, amcalarımı ve dedelerimi  bu hastalığa verdim. Hamdolsun ben devam ediyorum. Birkaç kaliteli turnuva daha...Aileme karşı daha iyi bir baba olmak, mesleki kariyerim...Yaşamak çok güzel...

...
 
Doktorum ölüm riskinin yüksekliğini açıkladığında :
-" Tanrım, dedim 10 kaiteli turnuva daha yaşayayım  sonra al canımı..."
 
Saydım 22 turnuva oynamışım.  Sevgili dostum Metin ASILKEFELİ' yi aradim:
-"  Dostum, 10 turnuvayı geçtim. Acaba kalitesiz turnuvaları azrail saymıyormu? Hala yaşıyorum... " dedim. O cevapladı.
-" Onun rakamlarında 10 yoktur belki de "  dedi. " 8, 9, 11 , 12......"

  ...
 
Oguz Adnan KILIÇ, 1954, Kdz. Ereğli..Küçüklerin satranç hocası. Felç geçirdi, sağ tarafı tutmuyor. 
Ona bir gün dedim ki:
-" Adnan, sağ  tarafın felç.  Sol tarafın çalışıyor. Bir soru: Orta direk sağda mı, solda mı? "  Hararetle cevapladı:
-" Tabii ki solda, çok iyi çalışıyor. .. "  Ben de:
-" Gel bunu bir bilene soralım Adnan “ dedim.  Cevabını  yazmayacağım. ..

 

Bir gün Adnan'la konuşuyoruz:  Soruyor cevaplıyorum:
-" Reis, tansiyonun nasıl?
-" Mükemmel..."
-" Kalp, damar?"
-" No problem..."
-" Şeker? "
-" 90-93 harika balans..."
-" Kollestrol?"
-" Tam eksende.."
-" Laboratuvar testleri?
-" Tam ortalama.."   Hayretle haykırdı:
 
-" Yav Reis, sen hasta degilsin ki..."
-" Tabii değilim,  oğlum, sadece azıcık  kanser..." diye cevapladim.
...
 
Her fırsatta Kdz. Ereğli'ye gidiyorum ve arkadaşlarla hızlı turnuva oynuyoruz. Ameliyatlarım ve işlerimin yoğunluğu nedeniyle performansım düşük (maazeret ya resulallah..)  5 de 1.5- 2 ancak yapabiliyorum.
Arkadaşlar bana hiç de acımıyor...Birgün berberimiz Seyfi arkadaşları fena firçaladı:
-" Hiç utanmıyormusunuz...Dernek Baskanınız, hocanız, ağabeyiniz, bunca çileli Reis abimizi acımasızca yenerek İstanbul'a göndermekten utanmıyormusunuz?"
 
Bu Seyfi'nin fikri. Ben mucadeleyi severim. Acınmayı değil. Birgün performansım düzelecek de ..fazla da zaman kalmad ki...."
...
 
Hastalanmamdan bu yana 2.5 yıl geçti.  Sonuc:
İşlerimi hiç aksatmadım. Mühendisim ve Türkiyenin sayılı (!)  İş Güvenliği Uzmanlarından biriyim(?). Mesleğimi çok seviyorum. İnsanları, işçileri, çalışanlari iş kazalarına karşı uyarmak bilgilendirmek ve korumak çok güzel. Ameliyat olmak üzere Hastaneye yatmadan bir gün evvel akşamına kadar çalıştım.  Cuma akşamı  Hastaneden kendim zorlayarak çıktım. Pazartesi günü zamanında işbaşı yaptm. Genel Müdürüm dedi ki:
-" Niçin işe geldin? Hani istirahat? Git yat,  iyileş gel! "
-" İstirahat ?  İsti-rahat?  Ben işyerimde rahat ediyorum. İsti' ye sıra gelince : Ben çalışmak istiyorum.. O zaman daha çabuk iyileşirim. "

Üçüncü gün işyerimde fenalaştım ve eve gitmek zorunda kaldım.  Eeee, herşeyin bir haddi var değil mi?


...
 
Arkadaslar,
Çalışmak en iyi tedavidir.
Hayata bağlanmak, çalışmak,  satranç oynamak, ailesine sahip çıkmak en güzel değerlerdir.
...
 
Doktorum ameliyatin risklerini sıraladı:
-" Kısmi veya ağır felç,  ölüm  v.s..." 
-" Doktor, " dedim. " Tek kol ve beynim sağlam kalmak üzere bisturi salla!  Satranç için bunlar yeterli. Zaten satranç oynayabiliyorsam her şeyi de oynarım(!)  Ameliyat sırasında baktınız  durum kötüye gidiyor, zihin özrü yolda, satranç oynayamaz... Bas bıçağı,  kes  kalanları,  gönder beni  gideyim.  Satrançsız bir dünya istemiyorum. "

 
-" Öyle olmuyor, " dedi. " Bunlar ancak ameliyattan sonra belli olur."
-" Eyvah... İste o zaman kötü. Durum kontrol dışı demek." 
 
Şimdi mi? Satrancı kötü oynuyorum. Sevgili ve Değerli Hocam Hayri ÖZBİLEN' i 14 yıldır henüz  yenemedim. Olsun...O zaten hocam ve ağabeyim. Ben yenecek adam bulurum...
 
Bu Sağlık  Seyahatimde bana en büyük  desteklerden biri de (başta ailem, kardeşlerim, tüm yakınlarım ve 1972 İTÜ Makina Fakültesi mezunu sınıf arkadaşlarım olmak üzere) Değerli dostum Askın TAŞAN' dır.
Yarın Askın' ın takımı  ÇENESUYU ile Kulüpler Şampiyonası maçımız  var. 1. masada Sn. Zeki SAYBER' le oynayacağım.  Maçı  kaybedersem üç sebebi vardır:
 
1.  SAYBER benden güçlüdür.
2.  Askın Hocama ve takımına kıyamadım(!)
3.  Bu yazımı yazarken çok yoruldum...

  (Sonuçta maçımı kaybettim.  Sebep 1. madde...)
 
Bu yazıyı sonuna kadar okuyanlarla lütfen  görüşelim... Burada sağlık açısından daha enteresan olup da  yazamadıklarım var.   

Esenkalın,
 
Saygı, sevgi ve selamlarımla,
 
Nurettin REİS
Hayata Bağlı Biri
0532 703 42 22
 

 


 

  Yazar Nurettin Reis

YORUMLAR:   

Yorum Yazın:

Gönderen:
 e-mail:
Yorum:
    

Gönderen: Süleyman Atmaca      ( 09 Temmuz 2010, Cuma 10:55 )
sevgili müdürüm nurettin bey sizin hayata bağlılığınıza ve satranca olan düşkünlüğünüze hayranım bende ortaokul yıllarımdan beri satranç oynamaya çalışıyorum ve çok seviyorum inşallah azminizle hayata bağlılığınızla bu illeti mat edeceğinize inanıyorum sağlıklı satrançlı huzur dolu yıllar dileğimle saygılar
Gönderen: Gencay G.      ( 30 Nisan 2010, Cuma 19:47 )
Sayın Nurettin Bey; Şahsen tanışmıyoruz, sadece bir turnuvada bir kaç kez bakışlarımız karşılaşmıştı. Çok geçmiş olsun; sevdikleriniz ve sizi sevenlerle birlikte geçirebileceğiniz, sağlık ve huzur dolu daha nice mutlu yıllar diliyorum. Sevgi ve saygılarımla.
Gönderen: İhsan Kılıç      ( 29 Nisan 2010, Perşembe 23:07 )
Sevgili Nurettin Hocamı 2 senedir tanıma şansı buldum. Keşke çok daha önceden tanıma şansı bulabilseydim. Beyefendi kişiliğinin yanında sempatikliğiyle beynimde yer kazıyan Nurettin Hocamı daha nice seneler satrancın başında görmek isterim. Nurettin hocamla En son istanbul satranç festivalinde karşılaşmıştık. Bayan büyükustayla oynadığı maç enfesti. ve hiç unutamıyacağım bir maç oynadı hocam. Maçtan sonraki sevinci görülmeye değerdi. Nurettin hocam allah sana sağlıklı satrançlı bol güzel mutlu günler nasip etsin. Saygılar , selamlar.
Gönderen: Murat Altuğ      ( 22 Nisan 2010, Perşembe 15:13 )
Sayın Müdürüm; Yazıyı sonuna kadar okudum ancak biz zaten her gün görüşüyoruz.Hayata bağlılığınıza,ödün vermeden durmadan dinlenmeden çalışmanıza hayran kalmamak elde değil.Ama siz yinede arada sırada istirahat edin :))) Kanser denen illetlede siz satranç oynuyorsunuz aslında ve sağlıkçı gözüyle söyleyebileceğim, yakalandığınız hastalığın fazla hamle şansı yok. Nereye kaçsa sizin ŞAH ÇEKMEYE devam edeceğinize ve bu illetin MAT olacağına eminim. Sağlıklı,mutlu,bol turnuvalı günler dilerim.SAYGILARIMLA
Gönderen: Emel Eylem Reis Gençoğlu      ( 21 Nisan 2010, Çarşamba 22:31 )
yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına.Çünkü ömür dediğimiz şey,hayata sunulmuş bir armağandır.Ve hayat sunulmuş bir armağandır insana diyor ATAOL BEHRAMOĞLU.. Sevgili amcacığım; Bizim de hayattan öğreneceğimiz daha çok şey var sizlerden, senin gibi HAYATA BAĞLI BİRİ''lerinden..
Gönderen: Gürsoy Erdoğan      ( 20 Nisan 2010, Salı 21:20 )
Hey Koca Reis,sen SAVAŞAN ŞAHİN. Sen asla teslim olmıyan, asla vazgeçmeyensin. 5 saat içinde 6 tur maç yaptığın turnuvadan benden daha zinde çıkıyorsun. Bir sonraki turnuvaya da benden önce kayıtlısın. Bence herşeye sımsıkı sarılmışsın ve böyle devam edeceksin. Tüm sevdiklerinle ve sevdiklerimizle sağlık ve özgürlük içinde kalalım.. Canım arkadaşım turnuvada veya kongre''de görüşürüz. Saygılar, sevgiler.
Yanıt: Site Editörü      ( 21 Nisan 2010, Çarşamba 10:00 )
Sevgili Gürsoy, Yorumun içimi ısıttı... Sizlerle, satrançseverlerle nice yolculuğa çıkalım ama...Asla " Tanrı Mnitu'nun yeşil çayırlarında at koşturmak " için yola çıkmayalım.. Kongre'de görüşmek üzere, Saygı, sevgi ve selamlarımla, Nurettin REİS



 

İSD Albümü için tıklayınız..

İSD Albümü

 


İSTANBUL SATRANÇ KULÜBÜ DERNEĞİ

Merkez Mh. Abidei Hürriyet Cad.No.118 kat 2 D.4 Şişli/ İstanbul

Tel: (212) 241 65 95 / info@isd1943.org.tr

Site Kullanım Koşulları >>    Site Gizlilik Politikası >>

  Copyright © 2009-2010 İstanbul Satranç Derneği.  Tüm hakları saklıdır  -   Designed by Mehmet Öney