Mübin Boysan

"Klübümüz genç ve değerli yeni bir aza daha kazandı. Bu yukarıda resmini gördüğünüz Bay Mübin Boysan’dır. Kendisini Berlin de mühendislik tahsilini muvaffakiyetle ikmal ederek on beş gün evvel vatanına dönmüştür. Berlin'in Schachgeselschaft ve Wilmersdorf Şatranç klüplerinde  aza bulunan bu değerli arkadaş, orada şatrançta çok iyi dereceler almış ve müteaddit defalar Alman gazetelerinde partileri neşredilmiştir.

Bu arada Almanya`nın tanınmış şatranççıları ile ve halen dünya şampiyonu olan Alechin ile de bir simültane partisinde karşılaşmak fırsatını bulmuştur. Kendisine hem mesleki olan mühendislikte ve hem de çok sevdiği şatrançta muvaffakiyetler dileriz."  

( Kaynak: Türkiye Şatranç Mecmuası, Sayı.2, Yıl.Temmuz 1944 )

 
 

EDİTÖRÜN NOTU:  Behiç Besler, dernek aza defterinde 21. sırada kayıtlıdır. İstanbul 1936 doğumludur. Besler şekerleme fabrikası sahibidir. Temmuz 1945-Ocak 1946 tarihlerinde Türkiye şatranç mecmuası yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır. 

 
 

 " REPORTAJ "               Yazan:  Behiç Besler

 
 
ŞATRANÇÇILARIMIZI TANIYALIM:
 
MÜBİN BOYSAN
 
Mübin Boysan ile Tokatlıyan' ın geniş salonlarından birinde karşı karşıya oturuyoruz. Kendisi geçen sayımızda yeni üyeler sütununda bildirildiği üzere bir ay önce Berlinden Vatanına dönmüş bulunuyor. Son zamanlarda Almanya'da geçirmiş olduğu heyecanlı maceralardan; dereden tepeden konuştuktan sonra sözü şatranca intikal ettiriyorum ve bize bu oyuna nasıl başladığını anlatmasını rica ediyorum.   
---- Bundan 20 sene evvel babam Bakü'de konsolosidi ..... diye söze başlayan bay Mübin Boysan sözlerine şöyle devam ediyor.
---- Orada şatrancı aile arasında, bilhassa babam ile annem oynarlar ve ekseri günler bazı satranç meraklısı tanıdıklarda gelirlerdi. Ben o zaman 7-8 yaşında idim. Bu partileri büyük bir alaka ile takip eder fakat küçük olduğumdan bana ehemmiyet vermezlerdi. ben kendi kendime uğraşırdım.
1934-1935 senelerinde Galatasaray lisesinin son sınıfında iken benim gibi meraklı iki arkadaş daha vardı ve aramızda sık sık oynardık Mektepteki Almanca hocamız Alman lisesinde de hoca olduğundan orada bizim satranç merakımızdan bahsetmiş ve bu suretle Alman lisesinden 5 kişilik ekip bizi maça davet ettiler. Bizde 5 kişi toplanarak bu daveti memnuniyetle kabul ettik  ve iki defa Alman mektebine giderek oynadık. O zaman bu maçları 5-1 ve 5-0 vaziyette kazandık. ki bu bizim için büyük bir muvaffakiyet sayılırdı. çünkü satranç Alman lisesinde organize edilmiş bir vaziyette oynanıyordu; hatta bir nevi küçük klüp vaziyetinde idi.  
1937 de gemi makine mühendisliği tahsili için Berlin' e gidiyorum. Bir yandan mektep ve derslerim ile uğraşırken boş zamanlarımı da yegane eğlencem olan satranca hasrediyorum. Fakat bu işin Almanyada eylence ve oyunluktan çıkıp ciddi bir şekil almış olduğunu gördüm. İlk işim Berliner Schachgeze lschaft klübüne aza olmak oldu. Bütün arzum satrancı ilerletmek ve mümkün olursa büyük üstadlarla karşılaşmak. Zamanla bu emelimede kavuştuğumu zannediyorum. Orada klüpte oyuncular sınıflara ayrılırlar, mesela 1 inci 2 inci 3 üncü sınıf oyuncular gibi. Son senelerde ben birinci sınıf oyuncular arasına geçmiş bulunuyordum. " 
---- Müsadenizle sözünüzü biraz keseceğim, bize bu sınıflara nasıl geçildiğini anlatırmısınız ?
Mesela üçüncü sınıftan bir oyuncu ikinci sınıflara nasıl geçildiğini anlatırmısınız ? 
---- Ha... Bakınız orada şöyle güzel bir usul var: Her sene sınıflar kendi aralarında turnuva tertip ederler ve 1 inci ile 2 inci gelenler bir sınıf yukarı terfi etmiş olurlar. Mesela sene sonunda ikinci sınıf oyuncuları; kendi aralarında tertip ettikleri turnuvada birinci ve ikinci gelenleri, birinci sınıf oyuncular arasına geçmiş olurlar.
--- Biraz evvel büyük üstatlarla karşılaşmayı çok arzu ettiğinizi ve bu arzunuza da zamanla kavuştuğunuzdan bahsetmiştiniz. Mesela kimlerle karşılaştınız ?
---- Almanların tanınmış oyuncularından Richter, Rellstab, Samisch ile birçok kereler oynadım. Fakat benim için en büyük vaka olarak halen dünya şampiyonu Aljechin ve daha sonra Keres ile simültane partilerde karşılaşmak oldu. Keres ile birdefa oynadım ve bu partiyi kazandım.
Bunları Mübin Boysan sanki bir kabahat işliyormuş gibi ezilip büzülerekten anlatıyordu. Hatta Keres' e karşı  olan bu muvaffakiyetini elinde bulunan bir satranç kitabının arasında, bazı Alman gazetelerinden kesilmiş olan parçalardan; kendisini telefondan istemeleriüzerine yanımdan kısa bir zaman için ayrılmasından istifade ederek öğrendim.
Şimdi bu küçük gazete parçacıklarını okuyorum. Hepside genç bir Türk talebesinin muvaffakiyetinden bahsedip resmini basmışlar ve partisini çok güzel bir şekilde analiz etmişler. Fakat bu arada asıl kabahatli olarak ben yakalanıyorum. Çünkü Mübin Boysan salona doğru geliyor ve beni elimdeki kitap ve gazeteler ile yakalıyor. Ben hemen işi lafa getirerek Alekhine ile olan oyunlarından bahsrtmesini rica ediyorum.
Kıymetli ve zeki muhatabım sözlerine şöyle başlıyor: Alekhine her sene Berlin' e bir defa gelirdi. işte bu fırsattan istifade ederek klüpte simültane partiler tertip ederlerdi. Kendisi ile üç senede 3 defa oynadım bir defa kaybettim bir defa berabere kaldım bir defada kazandım. Alekhıne bu oyunları ekseriya 30 kişiye karşı oynar ve neticede ancak  ya iki veya 3 malübiyeti olurdu.    
---- Alehhine ile oynamış olduğunuz bu partileri mecmuamızda neşretmek için bize verebilirmisiniz ?
---- Ah malesef çünkü Berlin' de son hava hücümları esnasında evim yandı ve böylece bütün eşyam ve kitaplarım ile birlikte bu partilerin yazılı olduğu kağıtlar da zayi oldu hatta üzerinde Alekhine' in imzası ve ve birde ayrıca imzalı fotografıda vardı.
---- Birazda bize Almanya' daki satranç klüplerinin vaziyetinden bahsedermisiniz? 
---- Berlin'de aşağı yukarı 8 kadar klüp var. Ben son senslsrde Berlin' in Wilmersdorf klübüne aza oldum. Bu klübün aza adedi 300 kadardı ki Almanya' nın en kalabalık klüplerinden biridir.
Burada oyuncular 4 sınıfa ayrılırlar. Sık sık yıldırım partileri tertip edilir. Bu partiler haftada iki akşam ve 5 saniyelik olmak üzere tertip edilirki herkes biribiriyle oynayabilsin diye.
Sonra ekseriye civar şehir klüplerine oyun için giderdik. Mesela birgün Brandenburg şehir klübüne gittik. Orada yapmış olduğumuz maçın enteresan tarafı şu idi:
Her klübün 1 ila 100 üncüsü karşı karşıya oturuyor ve maçlara bu suretle başlanıyor. Yani Brandernburg klübünün birincisinden 100 üncüye kadar olan oyuncuların karşısına  Wilmersdorf klübünün birincisinden 100 üncüye kadar olan oyuncuları geçiyor ve maçlara bu suretle devam ediliyor.
Ayrıca Berlin' deki klüpler arasında her sene bir turnuva tertip edilir. Bu turnuvada klüplerin her sınıfı rakip klübün aynı sınıf oyuncuları ile 8 veya 10 kişilik ekipler halinde karşılaşırlar. Neticede ortaya konmuş olan kıymetli bir kupayı birinci gelen klüp alır. Yanlız bu kupanın o klübün daimi bir malı olabilmesi için arka arkaya üç sene bu turnuvayı kazanması icap eder. Aksi taktirde kupa klüpten klübe geçer. Klüplerin ayrıca güzel kütüphaneleri ve bol miktarda satranç saatleri vardır. Bütün Almanyadaki bu klüpler Büyük Alman satraç birliği diye kurulmuş bir federasyona bağlıdırlar.
---- Almanya' da hanımlarda satranca rağbet gösterirlermi ?
---- Hemen ekseri klüplerdeki azaların yüzde 40 ını genç kız ve kadınlar teşkil eder. Yanlız turnuvalarda hanımlar kendi aralarında oynayıp bu suretle Almanya kadın birincisi çıkmış olur.
Halen Devlet deniz yolları gemi yüksek makine mühendisi olan bu ateşin genç arkadaş, hiç süphesizki memleketimizde yarının inşa edilecek olan büyük gemilerinin ve hatta transatlantiklerinin makinelerini yapmaya namzet bulunuyor.
Kendi kendime acaba diyorum, satranca karşı bu kadar içten alaka besleyen ve onunla uğraşan bu kıymetli arkadaşın daha böyle başka ne gibi oyunlarla veya buna mümasil nesnelerle yakinen alakası var?
Nihayet merakımı yenemiyerek;
---- Mübin bey, satrançtan sonra daha böyle yakinen sevip meşgul olduğunuz bir şey varmı ? diyorum.
Sevimli muhatabım biraz düşündükten sonra şöyle diyor.     
 
---- Satrançtan başka hiç bir oyun sevmem. Yanlız biraz keman çalarım.
 
Bu biraz kelimesinden, keman çalmasında satranç kadar iyi bildiğini tahmin edebiliyorum ve bu tahminimden de ne dereceye kadar aldanıp aldanmadığımı anlamak için;
---- Kemana ne zaman başladınız ?  diyorum.
 
---- Kemana Baküde iken başlayıp İstanbul' a geldikten sonrada devam ettiğini söyleyen bu mütevazi muhatabım, en çok Bach ve Şopeni beyenip onlara hayran olduğunu söylüyor ve Berlin' de bazı bayram günlerimizde Türk klübünde sefirimizin riyasetinde toplanıp piyanoda da Türk talebe kızlarımızın refakatinde konserler verdiklerinden ve bu konserlerinde Alman radyo istasyonları tarafından nakledildiğini kendisine mahsus güzel bir ifade tarzı ile anlatıyor.
 
Zihnimde tasarlamış olduğum sorulacak bir çok sualler daha var. Fakat gözlerim birdenbire saatin insafsız yelkovan ve akrebine takılıyor. Saat tam 21.05 geçiyor. Hava kararmış her yer maskelenmiş saatlerin bu kadar çabuk geçişine hayret ediyorum. Bunun üzerine Bübin Boysan' a verdiği izahattan dolayı çok çok teşekkür ederek saatlerdenberi kendisini yorduğum için özür diliyorum ve her ikimizde biribirimizeiyi geceler temenni ederek Beyoğlu' nun maskelenmiş zifiri karanlık caddeleri arasında kaybolup gidiyoruz.
 
Kendi kendime Almanya da Türklerin her sahada olan yüksek kabiliyetlerini bu değerli genç arkadaşlarımız şüphesizki bir defa daha onlara ispat etmiş oluyor ve Türklük namına bu arkadaşlarımızla ne kadar iftihar etsek yeridir diye düşünürken acı acı öten bir klakson sesi ile kendimi karşı kaldırım üzerine zor atıyorum.      
 
 Kaynak: ( Türkiye Şatranç Mecmuası Sayı: 3 Ağustos 1944 )     
 
Mübin Boysan, 1945 yılında Türkiye Satranç Birinciliğini kazanmıştır.
 
 
 
 
 
    
 
 Mübin Boysan; (1914- 28.10.1989)
 
1914 İstanbul doğumludur. " İstanbul Türk Şatranç Klübü" Aza kayıt defterinde  93. sırada kayıtlıdır. Derneğe, 12.7.1944 tarihinde üye olmuştur. 1948 yılı istanbul şampiyonasında Nevzat Süer' le eş puanla birinci olmuşlardır. 1949 yılından itibaren " Aylık Satranç Dergisi " nin İstanbul Türk Satranç Kulübü namına İmtiyaz Sahipliğini yapmıştır.
1954 yılında kurulan" Türkiye Satranç Federasyonu " nun ilk Başkanıdır. 1982 yılında FİDE Satranç hakemi (IA) olmuştur. İlk Uluslararası Satranç hakemimizdir.1981 yılında " FİDE Uluslararası Satranç Federasyonu Satranç Kuralları ve Yorumları " çevirisini satranç sporcularına kazandırmıştır. Türkiyede düzenlenen birçok Ulusal ve Uluslararası turnuvada hakemlik yapmıştır.
1962 yılında Varna ( Bulgaristan ) 15. Satranç Olimpiyatlarında ülkemizi temsil etmiştir. Kazandığı 19 oyunda, 8.5 puanla %44.7 başarı sağlayarak 100 sporcu arasında 24. sırada yer almıştır.(Fotograf , Mübin Boysan, Robert Fischer'i izliyor.)  
FIDE' ye 1962 yılında üye olduk ve ilk kez Satranç  olimpiyat'larına katıldık.   
Mübin Boysan; 1968 yılında Lugano ( İsviçre ) 18. Satranç Olimpiyatlarında 4. masada oynadı. 6.5 puanla %50 başarı kazanmıştı.
  
H.Ferit Boysan tek çocuğudur. onu da satranççı olarak yetiştirmiştir. Hasan Ferit Boysan; 1947 doğumludur. 1967 İstanbul, 1971 de Ankara şampiyonu olmuştur. 1971 de Türkiye 2. si, 1972 de Türkiye Şampiyonu olmuştur. Makine mühendisi (İTÜ) olduktan sonra İngiltere de  kariyerine devam etti ve aktif satrancı bıraktı. ( Fotograf: 2009 İstanbul Festivali, H. Ferit Boysan, Cem Pekün' le. )
 
Mübin Boysan "Süer Satranç Dergisi" nin yayın kurulunda görev almıştır.
Kendisini 1969 yılında Tepebaşı Sakız ap. İstanbul Satranç Derneği lokalinde tanıdım. Çok kibar bir insandı, Dernekte genellikle Cavit Uzman, Nevzat Süer, Necdet Erconk, Demir Büyüközkaya ile 6 lık demetler şekinde yıldırım  oynardı, bazen Nevzat Süer' le ve bazen de gençlerle 5 dakikalık yıldırım partileri oynardı. Yıldırımda, demetlerde çoğunlukla rakiplerine üstünlük sağlardı. 70 li yıllarda Denekte ve Liselerde simultane verdi. Turnuvalarda oynamadı, bu durumu kendisine sorduğumda gençliğinde oynadığını artık sıkıldığını söylemişti. Hakem / Başhakem olarak görev aldığı satranç turnuvalarında " seyircisiz turnuva " oynatmadı. Tanıdığım birçok insanı satranca, gerek hakem, yönetici ve gerekse satranç sporcusu olarak kazandırdı.
 
 
 
 

 

Visit fbetting.co.uk Betfair Review